Yid ve Yidce nedir?

JewFaq’da yazan Yahudi tarihçilerine göre; Yid Yahudi demek, Yidce Yahudice demektir. İngilizce dilince Yiddish denilen bu terimi Türkçe’ye çevirenler nedense yanlış çevirmiş ve Yidiş demişlerdir. (ama English’i İngiliş diye çevirmemişler !). Yahudilerin Ortadoğu, Avrupa, Anadolu, Kafkaslar ve İran asıllı en eski topluluğu Eskenaz Yahudileri’nin (Eng: Ashkenazia Jews) dili Yidcedir. (Türkiye’deki Yahudilerin çoğunluğu bölgemize sonradan Fas, İspanya’dan gelen Sefarad Yahudileridir onların dili Ladinodur).

İngiltere’deki Sheffield ve İsrail’deki Tel Aviv üniversitelerinden bilim insanlarının geliştirdiği yeni bir program Yahudi topluluklarının dillerini, genlere ve coğrafi atalarına göre yapısını ve temelini araştırıyor. Bu araştırmalar sonucunda çarpıcı bilgiler ortaya çıktı. İsrail doğumlu Yahudi genetik bilimci Dr. Eran Elhaik Sheffield Üniversitesinde yaptığı bilim dünyasında büyük yankı uyandıran araştırmada Eskenaz Yahudilerinin asıl kökeninin, 1nci yüzyıl ile 8nci yüzyıl arasında Hazar bölgesine yerleşen Hazar Devleti’ni kurmuş olan müslümanlıktan önceki Türkler olduğunu ortaya koydu. Dr. Elhaik’e göre günümüz Yahudilerinin genlerinde yaşadıkları ülkelerin ırklarının genleri yoğun olmakla birlikte baskın genler en az %38 oranında Hazar Türkü genleri olmakta.

Şimdiye kadar bilinen yanlış bilgi Yidce’nin Almanca türevi bir dil olduğuydu, gen, coğrafya, dil birleşik bilimlerinin ortak verilerine göre ise Yidce Kuzey Doğu Anadolu ve Hazar Denizi arasındaki bölge orijinli ve o zamanlar Yahudi olan Türk ırkından insanların icat ettiği bir dil. Dr. Eran Elhaik’e göre: “Bulgularımız, Türk, İran sonrasında da Slav etkisinde bir dil olduğunu ve neden ticari temelli gizli özerk bir dil olduğunu ve içinde sadece “satmak” ve “satın almak” için 251 kelime içerdiğini açıklıyor. Tecrübeli tüccarların dilinden bekleyebileceğimiz şey budur”.

Bilim insanları yapılan bu büyük bilimsel araştırmada Yahudi katılımcıların kalıtımlarında belli popülasyonlar için tipik olan DNA dizilerini karşılaştırdı. Yani bu karşılaştırma sistemi, insanların coğrafi kökenini, insanların gen karışımını, belli bir zamanda belli bir bölgede yaşadığı bilinen referans popülasyonlarınkiyle karşılaştırarak buluyor.

Bu sayede araştırma sonucu, Çin ile Akdeniz arasında tarihsel açıdan önemli uluslararası ticaret yolu olan İpek Yolları’nın kavşak noktalarında, Yidce dilinin DNA ve coğrafi temelinin başladığı, şimdiki Rize, Trabzon, Kars, Erzurum, Gümüşhane dahil ve arasındaki bölgede bulunan 4 adet eski tarihi adları İşkenaz, Eşkenaz, Aşhanaz ve Aşchuz olan köyleri gösterdi. Bu bölge Yahudi Hazar Türkleri’nin yoğun olarak İpek Yolu olarak kullandıkları vadilerin, yolların olduğu bölgedir.

Dr. Eran Elhaik’e göre: “Dil, tarih, coğrafya, din ve genetik hepsi birbirine bağlı”.

İpek Yolu üzerinde ticaret hayatlarını sürdüren Türk Yahudilerin İran, Kafkasya, Anadolu boyunca kendilerini tarımcı savaşçı Türklerden ayırmak için genelde ticari hayat için geliştirdikleri özü İbranice ve Türkçe olan, alfabesi İbranice olan bir dil olarak oluşmakta. Belki de Hazar, Selçuklu sonrasında Osmanlı zamanlarında kasaba merkezlerindeki tüccar Türklerle, kasaba dışındaki tarımcı Türkmenler arasındaki fark sadece din ve ekonomik zenginlikle kalmamış, dil ile de farklılaşmıştı. Birbirlerine sanki bir ırkmış gibi Yahudi veya Müslüman olarak betimlemelerine rağmen hepsi aynı Türk ırkının bireyleri olarak birbirlerini yanlış etiketlendirdiler, belki de. Belki de genetik bilimi ilerledikçe ve tarihi, coğrafi, dil bilimlerine daha çok entegre olarak kullandıkça ilerde daha net bilgilere ulaşılmasını ve tarihi algılamaların daha doğru şekilde olmasını da sağlayacak.

Bu teorileri destekleyen genetik, coğrafi, tarihi ve dil bilim verileri ise şunlar: Türklerin kurduğu Hazar Devleti’nin dininin Yahudilik olduğu bilinen bir gerçek. Hazar Türkleri’nin devamı olan Türklerin şimdiki Azerbaycan’da ve şimdiki Türkiye’de Yahudilik göstergesi birçok veri bulunmakta. Örneğin, Osmanlı Devleti’nde Sultan’ın en yakın korumalarının Eskenaz Yahudilerinde olan lüle saçlarının olması, Sultanların özellikle Yahudi kadınlardan çocuklar yapması ve bu çocukların Sultan olmasının sağlanması, şu an bile Yidce olan birçok Anadolu köyünün olması (birçok Yidce isimli köy olmasına rağmen bunlardan çoğu şimdiki Türkçe isimlerle değiştirilmiştir İşkenaz köylerinin Kirazköy, Dumlusu gibi isimlerle değiştirilmesi gibi, bunlara ilaveten halen Yidce isimleri taşıyan birçok köy de mevcuttur Balaban adlı köyler, Karay adlı köyler gibi), Barbaros, Mimar Sinan gibi birçok önemli görevlerdekilerin Yahudi olması gibi, dünyanın en büyük alışveriş merkezini Yahudi Türklerin kurması (şimdiki Kapalıçarşı’da halen en çok mülk sahipleri Yahudi dininden olan Türklerdir), Osmanlı Devleri zamanında İpek Yollarının üzerindeki ve İpek Yollarından gelen tekstil hammaddelerinin geldiği Yahudi Türklerin en yoğun olduğu şehirler İstanbul, Edirne, Bursa, İzmir, Milas, Denizli, Denizli’nin Babadağ, Buldan ilçeleri gibi merkezlerin dünya tekstil üretimi ve ticaretinde önemli merkezler olması, Avrupa’nın diğer ucundaki İspanya’da zulüm gören Fas asıllı Sefarad Yahudilerinin İspanya’dan gemilerle getirilip İstanbul’un, Bursa’nın, İzmir’in, Edirne’nin en popüler yerlerine yerleştirilmeleri gibi. Avrupa’nın bir ucundaki tümüyle Yahudi olan Kırım Tatarlarının, Karay Türklerinin Anadolu’ya göç etmelerinin sağlanması ve Anadolu’da en verimli köylere yerleştirilmesi.

Bu bilgilere ilave olarak; şu an dünya çapındaki Yahudilerin böbrek ve karaciğer organ nakil ihtiyaçlarının tümünün Anadolu Türklerinden karşılandığı bilgisi de resmi olmayan bilgiler ışığında bir gerçektir ve ne yazık ki illegal organ tacirlerinin dünya üzerindeki zengin Yahudilere kaçak yollarla pazarladıkları karaciğerlerin ve böbreklerin çok büyük bir bölümü Türkiye insanlarından elde edilenlerdir. Konumuzla gen temeli açısından önemli bir bilgi olmasına rağmen henüz resmi bilimsel dergilerde bununla ilgili ispatlı araştırmalar yapılamamıştır.

Ortadoğu bölgesinde Yahudilerin sokakta özgürce lüle saç uzatabildikleri ve başlarına kipa giyebildikleri tek ülke İsrail değildir, Hazar kıyısındaki Azerbaycan da bu özgürlüğe sahip oldukları bir diğer ülkedir. Azerbaycan Türkiye’den farklı olarak Hazar Türkü ve Yahudi geçmişlerini inkardan öte gururla taşımaktadırlar, bu da onlara dünya ticaret arenasında onlara petrol ve gaz ticaretinde birçok fayda sağlayarak ekonomilerini geliştirme ödülü olarak geri dönüşüm sağlamıştır.

Araştırmacılar, 10ncu yüzyıl sonlarından günümüze kadar olan son bin yıllık dönemde Yidce’nin önemini gittikçe yitirmesi ve Yidce konuşanların gittikçe modern İbranice’ye ya da asimile oldukları ülkelerin dillerini konuşur duruma gelmelerini ise şöyle açıklıyor: 10ncu yüzyıldan itibaren İpek Yolları önemini yitirmeye başladı ve bu hem İpek Yollarını ellerinde bulunduran Türk Yahudi tüccarların şehirlerde yerleşik düzene geçmesini sağladı, hem de bu özel dili kullanma gereğini azalttı. Bunun yanında Hazar Türkleri ve Selçuklu sonrasında da Osmanlı zamanında hep varolan Türk Yahudilerin Avrupa’nın doğusuna, Rusya’ya, Polonya’ya Almanya’ya hatta Batı Avrupa’ya kadar varan göçleri sonucu o ülkelerin Slav ve Alman dillerine ve ırklarına karışımı da etkili. Bunun tek istisnası Almanya ve Polonya bölgelerinde kendilerini hem o ülkelerin vatandaşlarından hem de Sefarad Yahudilerinden ayıran bir özellik olarak gizli konuşmalarda kullandıkları Yidce’yi sürdürmeleri olmuştur. Bu Yidce doğal olarak birçok Alman ve Slav kelimeleri içine almıştır. Nazi zulmüyle Yidce konuşan topluluklar Avrupada’da azalmıştır. Günümüzde dünya üzerinde çok az Yidce konuşan insan kalmıştır.