İlk motorcu gezginimizin ilham veren hikayesi

Ölüm yastığınızda acısı en yüksek pişmanlıklar yaptıklarınızdan dolayı duyacaklarınız değil yapmadıklarınızdan dolayı duyacağınız pişmanlıklar olacaktır.

1960’larda İngiltere’ye çalışmaya giden Ordulu Osman Gürsoy, boş zamanlarında kısa gezilere çıkmak için ikinci el bir Vespa motosiklet satın aldı. 1969’da yenilediği motoruyla Ordu-Londra arasını 19 kez katetti. Londra’ya her dönüşünde ayrı bir yoldan giderek, Arnavutluk ve Finlandiya dışında tüm Avrupa’yı gezdi. Motorunu uçağa koyup Amerika’ya gitti. 50 günde New York’tan Seattle’a ABD’yi ve Montreal’e kadar Kanada’yı dolaştı. Bugüne kadar toplam 180 bin kilometre aşıp, dünyanın çevresini beş kez dolaşacak kadar yol yaptı. Gezilerinde, 3 bin saat motor üzerinde kaldı. Sekiz ton yakıt, 350 kilo yağ harcadı. Gürsoy, Arizona Çölü’nü bile geçtiği 150 cc’lik motoru Koç Müzesi’ne bağışlamak istiyor. Dünyayı deniz, kara ve havadan turlayan çoktur. Ama bunu yıllık izinlere sığdıran, üstelik altı beygirlik şehir motosikletiyle, profesyonel yardım almadan yapan nadir gezginlerden biri Osman Gürsoy. 180 bin kilometrelik yolculuğu Vespa üreticilerini bile şaşırtmış, ona yepyeni bir motosiklet hediye etmişler. Yine de 70 yıllık yaşamının 36 yılında kullandığı eski motoru hálá elinin altında.

Gürsoy’un motor tutkusu 45 yıl öncesine uzanıyor. 1959’da Yalova Karamürsel’deki NATO Üssü’nde garson olarak çalışan Gürsoy, işe gidiş gelişlerinde kullandığı bisikletine motor takar. Bu naif alet ayağını yerden keser. Ama öylesine nazik bir motorlu taşıttır ki bir gün rüzgar çıkınca, dayandığı ağaçtan kurtulup yakındaki göle uçar. Gürsoy, kurutup kullanmaya devam eder. İngiltere’de bir otele garsonluk işi için başvurur ve İngiltere’nin güneybatı sahilinde Cornwall’da Tregenna Castle Hotel‘de iş bulur. 1966’da İngiltere’ye giderken motorunu satar. İngiltere’deki ilk aylarında eşi ve çocukları yanında olmadığı için çok canı sıkılır. Satın aldığı ikinci el Vespa’yla çevre gezileri yapar. 1969’da yeni bir Vespa alır, Türkiye’ye tatile motoruyla gelmeye başlar. Bir kez eşini de yanına alır. Her tatil önce Yalova’daki evlerine sonra da Ordu’daki ailelerini ziyarete giderler. Tatil dönüşü eşi Cevriye’yi trene bindirip her seferinde farklı bir yoldan gider. 1970’li yılların ikinci yarısına gelindiğinde, Arnavutluk ve Finlandiya hariç tüm Avrupa’yı gezmiştir. Arnavutluk’a vize alamadığı için gidememiştir. Finlandiya’ya ise arkadaşlarının tavsiyesi yüzünden: ‘Çok pahalı, sakın deneme!’

Avrupa’nın her yerini görünce Gürsoy’un yine canı sıkılmaya başlar. ABD’yi görmeye kafasına koyar. 1978’de işyerinden üç ay izin alır. Vespa’sını paketleyip New York’a gönderir. Ardından kendi atlar uçağa. Motorunu teslim alırken görevlilerin alaylarına muhattap olsa da yılmaz, bir kamyona yükleyip en yakın servis istasyonunun yolunu tutar. Colombia, Florida-Miami, Atlanta, Tenessee, Alabama, Arkansas ve Dallas’tan sonra Teksas’a varır. Yolda Vespa bayilerine uğrar. Çılgın Türk’ü gören bayiler ihtiyacı olan parçaları ücretsiz verir. Sıcaktan otomobil aksamlarının eridiği Teksas çölünü bir günde geçer, Los Angeles’tan sonra San Francisco’ya varır. Hayatının en büyük korkularını San Fransisco’da yaşar. Kent köprülerle doludur ve her birinde yol ızgaralardan oluşmuştur. Vespa’nın küçük tekerleklerini zıplarken zaptetmek çok zorlanır. Seattle’dan sonra Kanada sınırına vardığında hiç de hoş karşılanmaz. ‘Nereye?’ diye soran gümrük memuru, ‘Ülkenin bir başından öbür başına’ cevabını alınca bir Vespa’ya bir de üstündekine bakar. Yine de pasaporta damgayı vurur. Turunu tamamlayıp New York’a döner. Motosikletini teslim etmek için havaalanının kargo bölümüne girdiğinde, 50 gün önce müstehzi ifadeyle karşılayan görevli donup kalır. Gürsoy’un motorunu kendi eliyle kargoya hazırlar.

Osman Gürsoy, bir süre daha Türkiye’ye motoruyla gelip gitmeyi sürdürür. 1980’de Güney Avrupa yolundan dönüşü sırasında İtalya’da Vespa fabrikasına uğrar. Motoru görüp, macerasını dinleyen yetkililer şaşırır. Ona yepyeni bir Vespa göndereceklerini söylerler. 1981’de yeni motoru Londra’dadır. Fabrika geleneklerini bozmayarak, sadece alüminyum parası olan 200 sterlin alarak, Gürsoy’a yeni motorunu verir. Ama alışkanlıklarından ve sahip olduklarından asla vazgeçmeyen Gürsoy, yeni motorunu pek kullanmak istemez. Altı ay sonra yenisini satar ve emektar motoruna binmeyi sürdürür.

Osman Gürsoy, 1986’da motorunu, minibüse yükleyerek Türkiye’ye getirir. Yaşadığı maceraları anlatıp, sadece hatırası için Türkiye’ye soktuğunu belirten bir yazıyla Gümrük Bakanlığı’ndan muafiyet ister. Dünyanın kendi milletine en katı, en zorluk çıkarıcı gümrük sistemine sahip olduğumuzdan dolayı reddedilince o zamanın parasıyla mecburen 160 bin lira ödeyerek, motorunu yurda sokar. Önceleri Yalova’daki evinde duran motoru daha sonra Ordu’ya getirir. Şimdilerde ise Boztepe’den şehir merkezine 8 dk süren yolculuklar dışında motorunu kullanmıyor. Nedeni trafik kurallarına uymayan ve motorculara canice davranan şahısların çoğalması.

Osman Gürsoy, motosikletine üç dalgalı bir otomobil teybini modifiye ederek yerleştirmiş. Kısa dalga adaptörüyle dünyanın dört bir yanını dinleyebildiği 13 dalgalı radyo ve ses kayıt cihazına bir de mikrofon takmış. Gezileri boyunca, hem gezdiği yerleri anlatmış kasetlere, hem de tanıştığı, evlerinde kaldığı kişilerin üşüncelerini kaydetmiş. Şimdi elinde maceralardan kalan 60 kaset var. Yapı Kredi Play Osman Gürsoy video belgeseli hazırladı, belgeselde Osman bey anılarını uzun uzun anlatıyor ve gözlerinde mutluluk okunuyor.