Hepimiz yakalanacağız, kaçış yok. Corona ile yaşamak

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var, Covid-19 virüsünden kaçış yok

Halk dilinde Corona denilen hastalığa istisnasız hepimiz yakalanacağız. Ama ne kadar geç yakalanırsak o kadar iyi olacak. Nasıl ki herkes eninde sonunda normal grip olur, Corona gribi de olacağız. Ama gripte olduğu gibi aşısı, iyileştirme ilaçları hazır olduktan sonra yakalanacağız ve grip gibi çabucak, ölmeden geçireceğiz. Bu arada not: Normal gripten her yıl dünyada 500 milyon kişi grip oluyor ve 500 bini ölüyor. O da az ölümcül hastalık değil yani. İşte Corona da bu aşılı ve iyileşmeli, az ölüm oranlı seviyeye gerileyecek ama hep bizimle yaşayacak. Kökünü kazımak şu anki teknolojiyle imkansız, aynı normal gripte olduğu gibi. İlk önce bunu kabullenmeliyiz sonra bu virüsle, diğer birçok virüsle yaşadığımız gibi nasıl uyumlu yaşayabiliriz ona şimdiden odaklanmalıyız.

Şu an alınan karantina, tatil, izin vb. önlemlerinin tamamı virüsün yayılma hızını yavaşlatıp, sağlık sektörünün çökmemesini sağlamak üzere alınıyor. Çok hızlı yayılımda hastanelerin yoğun bakım üniteleri çıkmaza giriyor ve İtalya örneğinde olduğu gibi hangi hastanın yaşayacağına, hangisinin öleceğine karar verilmesi gereken berbat bir durum ortaya çıkıyor.

Virüsle en geç temas edenler en şanslıları olacak

Virüs dediğimiz şeyler aslında öldürücü, şeytani birer düşman değiller. Onlar da aynen bizim gibi üzerinde konuşlandıkları alan sayesinde yaşayan, bu gezegeni paylaşan canlılar. Zaten genelde hayvanlardan bize geçiyorlar ve hayvanları öldürmüyorlar. Neredeyse Corona’dan ölen hayvan yok. Çünkü virüsler kendileri de yaşamak için üzerinde yaşadıkları canlılara muhtaçlar. Yüzyıllardır hayvanlarla beraber yaşamaya alışmışlar.

Peki insanları neden öldürüyor? Çünkü birbirimizi tanımıyoruz. Virüs kendini hala hayvan vücudunda zannediyor. Yeni yerleştiği konağın şartlarını henüz bilmiyor. Belli bir süre geçtikten sonra hem bizler onlara bağışıklık kazanacağız hem de onlar kendi sonsuz yaşamları için mutasyona uğrayacaklar. Böylece beraber yaşamaya alışacağız.

Mesela Herpes Labialis adlı virüsü dünyanın en yaygın virüslerinden birisi, neredeyse her insanda var. Ve bir kere vücudumuza girdikten sonra biz ölene kadar vücuttan atılamıyorlar. Peki ne yapıyor bu virüs? Hani hayatımız boyunca ara sıra dudağımızda uçuk çıkar ya işte onu yapıyor. O kadar, bizi öldürmüyor, çünkü biz ölürsek kendisi de yaşayamıyor.

Yukarıda belirttiğimiz gibi normal grip virüsü de hemen hemen öyle. Öldürücülük oranı %0.1 civarı ve genelde zaten vücudunda kronik sorun olanları öldürüyor. Bu şekilde birlikte yaşamaya alıştığımız tonla virüs var. Corona virüsle, Sarsla, Mersle vb. ile de yaşamaya alışacağız.

Bu Covid-19 virüsüyle yaşamaya alışın. Önümüzdeki yıllarda, hatta belki aylar ya da haftalarda mutasyona da uğrayacak, ya daha ölümcül olacak, ya da o da bizimle yaşamayı öğrenecek, aynı hayvanlarda olduğu gibi. Hayvanları öldürmüyor onları kullanıyor, hayvan ölürse kendisi de yaşayamayacağını biliyor. İnsana yeni girdiği için kendisi de şaşırmış durumda ve insanı öldürmeden kullanabileceğini henüz öğrenemedi çünkü insandaki direnç sistemini oluşturan karşı yararlı organizmalarımız Covid-19’a saldırınca virüs de bize karşı saldırıyor ve öldürme içgüdüsüyle canileşiyor. Oysa tek istediği bir yaşam alanı, sıcak ve bol besinli.

Hepimiz bu virüse yakalanacağız. Hatta belki birçoğumuz yakalandı bile ama fark etmedi. Ve hatta hastalığı da atlattı. Vücudu virüsle yaşamaya çoktan alıştı ya da virüs o vücutta yaşayamadı ve başka konaklara geçti. Bu konuda en güzel örnek transatlantik Diamond Princess turist gemisi. Gemideki 3700 kişinin 700’ünde test pozitif çıkmıştı. Aynı gemide olmasına rağmen 3000 kişiye bulaşamadı. Bu 700 kişinin yarısı yani 350’si hastalığı hissetmemiş bile. Ve hala da çok sağlıklılar. Yatak döşek yatmıyorlar. Ki yaş ortalamaları da yüksek. Sadece 350 kişi hasta oldu, toplam yolcu sayısının %9’u. Ve şu ana kadar ölen sayısı 8. Peki neden böyle az? Çünkü o 350 kişinin bağışıklık sistemi çok güçlü. Yani bu hastalıkta en önemli şey bağışıklık sistemi. Aramızda bağışıklığı iyi olanlar, doğru besinleri alanlar, sigara içmeyenler, aktarlardan doğal vitamin takviyeleri alıp kullananlar, egzersiz yapanlar vb. bu hastalığı belki hissetmeyecek bile. Belki hafif bir grip gibi atlatıp hayatlarına devam edecekler.

Evet, hepimize uğrayacak bu virüs ama ne kadar geç uğrarsa o denli şanslı olacağız. Bu yüzden olabildiğince evden çıkmamak, hijyene dikkat etmek, gerekli şekilde beslenmek, hareket etmek ve gerekli takviyeleri almak gerekiyor. Bunları yapanlar emin olun hepimizden uzun yaşayacak. Bu arada iyi beslenin derken yakında bu kolay olmayabilir. Tüm dükkanları kapatma emri verilebileceği, her semtte sadece 1 süpermarkete izin verilebileceği günler de yakında gelebilir. Öyle bir durumda nasıl iyi besleneceğiz? Nasıl sebze ve meyve bulabileceğiz, hatta yumurta, et? Şu an imkanı olanların belki de kırsal kesimlere şimdiden gidip geçici birkaç ay süreliğine yerleşmesi akıllıca olabilir. Çünkü şu an meydanlarda banklara oturma yasağı başladı ve birçok sektörün dükkanına kapatma kararı çıktı ise, yiyecek satan dükkanların kapatılmasına da karar verilebilir, herkese devletin, belediyelerin mobil kamyonetleriyle yiyecek taşınması sözkonusu olabilir. Ama o taşıma ve iletme anında virüs kapılmayacağından emin olunmaz. Şu an ülkemiz bazında, hasta sayısı da ölü sayısı da her gün katlanarak artıyor, matematik böyle devam ederse İstanbul’da 6 aya kadar hasta olmayan kalmayabilir. Her hasta olanın korkmaması gerek, iyileştirme ilaçları her geçen gün güçleniyor. Ama ülkemizi en çok etkileyecek konu, tedbirsiz insanların çokluğu, önce yönetimin Umre gibi çok riskli bir olayı iptal etmemesi, sonrasında o binlerce insanın sorumsuz davranması sayıyı arttırdı, arttıracak. Unutmayın her Covid-19 lu taşıyıcı veya hasta, yüzlerce insana bulaştırabiliyor. İkinci konu da gıda temini konusunda özellikle de İstanbul için büyük sorunlar olabilir. Makarna, bakliyat konusunda insanlar stok yapmış olabilir ama bağışıklık sistemi için asıl gerekli olan taze meyve sebzeye erişim olmazsa işte o zaman tehlike çanları çalar.

Bu virüsün aşısı bulunsa bile mutasyona her uğradığında aşı işlevini kaybedecek. Grip aşıları da öyledir. Sizi sadece geçmiş senelerin grip virüslerinden korur. Yenilerinden değil. O nedenle her yıl yeni grip aşıları gelir, geçmiş senenin aşısını almayız. Tam koruma sağlamaz. Tam koruma her zaman için kendi bağışıklık sisteminizdir.

Yukarıda dediğimiz gibi virüsün canlılığını devam ettirebilmesi için bulunduğu konağı öldürmemesi ve başka konaklara geçebilmesi gerekiyor. Bunun için de mecburen mutasyona uğramak zorunda. Mutasyon dediğimiz şey ise nesille alakalı ve virüsler çok hızlı üreyip öldükleri için bizlerde yıllar alan nesil değişimi onlarda saatler alabiliyor. Bu sayede çok hızlı mutasyon geçiriyorlar. Ve büyük bir olasılık; süre geçtikçe virüs bulaştığı kişiyi öldürmeyecek şekilde mutasyon geçirecek. Yani bu virüsü ne kadar geç kaparsanız tehlikesi o kadar az olacak. Şu an tek odaklanmanız gereken şey bu: NE KADAR GEÇ KAPARIM O KADAR ŞANSLI OLURUM. Şu an bile ölüm riski solunum cihazına ve vücudunuza göre %0.3 ile %10 arasında. Ki her geçen ay iyileştirme ilaçlarının etkisinin arttırılmasıyla bu oranlar daha da düşecek. Her hastalığı kapmadığınız ay bu ayı da atlattım diyerek kendinizi hep bir tık daha şanslı ve daha iyi hissedin.

Son olarak birkaç da bilimsel iyi haberler verelim:
Rusya’da St Petersburg’da bilim insanları Covid-19’un tüm genetik haritasını çıkardılar. Yani Covid-19 nedir baştan sona DNA yapısı genetiği artık insanın elinde. Bu şu demek, tümüyle bilinen bir canlıya karşı aşı geliştirmek artık çok kolay, veya onun verdiği hastalığı hangi ilaçlarla durdurmak, veya Covid-19 nasıl öldürülür, üremesi durduruluru bulmak. Aşı bulunmasına birkaç ay daha var ama hasta olduktan sonra iyileşmek için ilaç konusunda daha iyi ve hızlı gelişmeler var; Japonya’nın Toyama Chemical tarafından üretilen Favipiravir adlı ilaç Çin’de birçok vakayı 4 gün gibi kısa sürede iyileştirmeye başladı. İngiliz bilim insanları da Covid-19’u öldürecek 40 değişik kimyasal tesbit ettiler. Kanadalı bilim insanları aşıya ulaşmak için çok kritik bir adım atıldığını duyurdu. Corona virüsünün başarılı bir şekilde izole edildiğini ve corona virüsünün kopyalarının geliştirildiğini açıkladı. Bu şu demek: Böylelikle bilim insanları aşı yapımında çok daha hızlı çalışabilecek.

Özetle; bu virüsü neredeyse herkes kapacak, şu an en çok vaka nerede diye yöneticiler bilgi vermiyor ama sağlık çalışanları guruplarının kendi tahminlerine göre an çok vaka tabii ki İstanbul’da, sonra Ankara ve Van geliyor. Ankara’da aslında yayılma az vaka çokluğunun nedeni karantinadaki umreciler, Van ise İran’daki salgından direk etkilenen sınır komşusu olduğu için. Bu salgını ne kadar geç kaparsanız o kadar hafif bir grip gibi atlatırsınız etkili ilaçlarla, ya da aşısını kullanırsanız hiç hasta olmadan bile güzel bir ömür geçirebilirsiniz. Geç yakalanmak için elinizden geleni yapın. Umutsuzluğa kapılmayın, özellikle ruh sağlığınıza yatırım yapın. Bazı doktorların dediği gibi eğer bir çiftseniz devamlı aynı kişiyle olmak şartıyla bol bol sevişin belki, ve yine aynı kişiye bolca sarılın. Bu tip eylemler insan ruhu için bilimsel olarak iyi geldiği gibi, sevişme, sevgi yoğunluğu anlarında beynin ürettiği hormonlar, kimyasallar açısından da çok önemli, ki bunlar vücudumuzun bağışıklık sisteminin temel kaynaklarıdır. Hastalık bulaşmış kişiler ve ortamlardan uzak durdukça çok da korkuyla yaşamanıza gerek yok aksi takdirde ruh sağlığınızı kaybedersiniz. Buna da gerek yok, Covid-19’un çaresi kapıdayken hem de.

Kaynak: livescience.com/