Çinokop ve ailesi – Dünyanın en lezzetli balığı

çinekop mu çinokop mu? - paylaşmag

İstanbul Rumlarınca yüzyıllar boyu tşinokópos denilen, Lüfer balığının küçüğü olan bu balık, en popüler, en aranılan, en çok talep gören balık ailesinin en bol olan ferdidir. Origini Marmara’dır. Evet dünyada tüm kıyıları tek bir ülkeye ait olan tek deniz olan Marmara’mızın balığıdır lüfer. Karadeniz ile Ege arasında gider gelir ama tüm doğumlarını Marmara’da yapar ve en yaşlı hallerini Marmara’da yaşar, Marmara dışında lüferin yaşlısı Kofana’yı görmek neredeyse imkansızdır. Ancak ne yazık ki, süper güç ABD’nin bile kendisine ait denizi yokken, bizim varken, Marmara’mıza tüm Kocaeli’nin, tüm Trakya’nın, tüm İstanbul’un “fabrika derelerini” (evet coğrafya biliminde ülkemizin de artık bir katkısı var literatüre fabrika deresi diye bir terim ekledik ne yazık ki) akıtarak Marmara’yı can çekişen deniz haline getirirken, Lüfer’in de soyunun can çekişmesine sebep olan fabrikatörlerimiz ve onlara göz yuman yöneticilerimiz oldu.

Bizans zamanında İstanbul Rumların tşinokópos dediği bu balığa şiveden dolayı Karadenizliler çinakop, Egeliler çinekop dediler. Osmanlının son zamanlarına kadar İstanbullunun çinokop dediği balığa nedense artık resmi elden TDK da çinekop/çinakop demekte.

Eski İstanbul’da balığı sadece Rumlar satarmış, balığın çoğunu da Rumlar yermiş, nedense Türkler balığa fetih yıllarından 19ncu yüzyıla kadar pek alışamamış. Rumlar arasında çinokop/lüfer’in o kadar önemi varmış ki, küs komşular birbirlerine bu balıktan pişirip götürünce küsler barışırmış. Komşu bu balıktan pişirip komşuya vermeyince küslükler doğarmış. İşin ilginci o yıllar bol olan bu balık o zamanlar da çok revaçtaymış. Bunun nedeni hem en lezzetli balık oluşundan hem de oltayla çok zor yakalanıyor olmasından olabilir.

Lüfer ailesinin tüm fertleri, bebekleri olan Defne yaprağı hariç tüm diğerleri oltacıların çelik tel misinalarını bile kesebilme kabilyetinde dişlere ve güce sahiptirler. Ne kadar da en lezzetli balık desek de, ne kadar Boğaz’ın prensi desek de aslında çok vahşi bir balıktır. Hatta bazı balık bilimcilere göre vahşiliği Köpekbalığından çok, Piranha ile yarışır durumdadır. Çoğu tehlikeli balık türü sadece açken dişleriyle kurbanını keserken, lüfer aç olmadığı zamanlarda bile sadece vahşilik adına birçok balığı dişleriyle keser, zevkine istavritleri tam ortadan ikiye böler, yemez (en sevdiği balık olduğu halde). Eğer ki çok şanslı ve paralı olursanız bir gün yetişkini olan lüfer görürseniz kafa yapısına, yüzüne, dişlerine bakın, ne kadar vahşi bir balık olduğunu hissedeceksiniz.

Bebeklikten yaşlılığa kadar değişik lakapları alsa da lüfer, lüferdir; yaş sırasına göre şu lakapları alır:

  • Bebeğine Defne (yaprak)
  • Çocuğuna Çinokop
  • Gencine Sarıkanat
  • Yetişkinine Lüfer
  • Yaşlısına Kofana

Nasıl ki Türkiye’nin nüfusu gençtir denilir, çünkü insanların çoğu ileri yaşları göremeden emekli olur olmaz nüfusları azalır, dolayısıyla ülke ortalaması diğer birçok ülkeye göre daha düşük rakamlardadır, işte lüfer ailesinin de yaşlı halleri kendi nüfuslarına göre az oranlardadır. Neredeyse yaşlı bir lüfer görmek imkansız hal almaktadır. Yo hayır onların yaşlılarının çoğunlukta olamamasının nedeni şehirlerin kötü hava kalitesinden, gıdaların kontrol edilmeyişinden, hastanelerin kalitesizliğinden, sosyal ve sağlık sisteminin kötü oluşundan değil. Daha genç bile olamadan, çocukken katledilmelerinden dolayı. Doğal olarak bırakın yaşlı lüfer görmeyi, yetişkin lüfer görmek bile sarayda prenses görmüş gibi sevinç konusu olmakta.